Arkasında Silinmeyen İz Bırakan Yiğit Mazlum İmam-ı Azam

 Peygamberimizden sonra biat ( seçim) yoluyla iktidara gelen halifelik maalesef Emevi iktidarında babadan oğula geçen saltanatın ve  “Allah’ın halifesi “ manasındaki   “Halifetüllah” sıfatının dine aykırı olduğunu bilmelerine rağmen bu yanlışlık Abbasiler, memluklar ve hatta Osmanlılar tarafından da  yanlış olarak uygulanmaya devam etmiştir. Abbasiler de tıpkı Emeviler gibi makam mansıp uğrunda kimseye acımadı.  Kurbanlarından biri de Ömrünün 52 yılını Emeviler, kalan 18 yılını da Abbasiler zamanında geçiren  bu ünlü hukuk alimi İmam-ı Azam,  doğru bildiğini  Emeviler döneminde olduğu gibi korkusuzca   Abbasiler döneminde de söylemeye devam etmiştir ve demiştir ki:” Kan bağıyla kazanılan  saltanatın  ve yine doğumla  elde edilen halifeliğin  şeriata ( İslam Hukukuna) uygun olmadığını”  söyledikçe  Abbasi  hanedanlığının da   hışmına uğradı. Katır dolusu malı “ Hazine malıdır” diye, reddettikçe işkence gördü. Hem Emeviler, hem de Abbasiler, saltanatlarının sarsılmaması için Bağdat’tan Basra’ya kadar teklif edilmedik makam, mansıp kalmadı.  O hiç birine de eyvallah etmedi. “ Ben layık değilim” diyerek, tekli edilen makamların hepsini de elinin tersiyle geri çevirdi. Oysaki  o gün için Bağdat’ta her türlü makama layık olanın İmam- Azam olduğunu herkes biliyordu.  Ama büyük imam, bu makamlara geldiğinde biliyordu ki İslam’a uygun hükümler değil,  sülale saltanatına ve hukukuna uygun hükümler istenecekti.

Babadan oğla geçen hilafet makamına karşı çıktıkça zindanlara atıldı. Fakat hiçbir zaman doğru bildiği bilgiden ödün vermedi. Halife Mansur 767 yılında kibarca makamına davet ettiği İmam-ı Azam’a önceden hazırlattığı zehirli sütü ikram etti. İmam-ı Azam içmek istemedi. Israr edilince sesiszce bardağı bitirdi. Ve izin almadan kapıya yöneldi. Halife: “Nereye gidiyorsun?” diye sorunca ardına bakmadan  “ Gönderdiğin yere” diyerek çıktı.  Saraydan çıkmadan emaneti Rabbine teslim etti.

 İmam-ı Azam’ın kendi isteğiyle zehirli sütü içmesi aslında bir teslimiyet değil, Sokrat’ın yaptığı gibi bir meydan okumaydı.  Saltanat uğruna bir dâhiyi toprağa düşüren Abbasiler saltanat konusunda en korktuğu adam o günün en namuslu, bilgili ve bilgisinden ödün vermeyen İmam-ı Azam Ebu Hanife  idi. Onu ortadan kaldırmakla sülale saltanatının ilelebet devam ettireceğini sanıyorlardı. Ama maalesef onlar da yanıldı.

İslam dünyasının en büyük yanlışlarından biri, ulemanın  ( Alimlerin)   ümeranın (hükümdarların) emrine girdiği anda çöküş başlamıştır. Osmanlı’nın son döneminden bugüne kadar hükümdarlara  “yanlış yapıyorsun” diyen İmam-ı Azam gibi  yiğit bir  alim gösterebilir misiniz? www.kadirkeskin.net