Eğitimci -Siyasetçi Sayın Semih Balaban ( 16)

 Rahmetli Bülent Koşmaz’la başladığım Manisa’nın değerleri yazı serimin 16. Semih Balaban’la devam ediyorum.

Semih Balaban’ı anlatmadan önce  siz okurlarımı  Manisa’nın 41 yıl (12 Eylül) öncesine  götürerek beraberce  bir zaman yolculuğu yapmak istiyorum.  Manisa Ticaret Lisesi Müdürü hemşerim rahmetli Süleyman Yanmaz evinde kurşunlanarak öldürüldü. Manisa Lisesi Müd. Baş Yard. kurşunlanarak sakat bırakıldı.  Bir başka aynı günde MHP il başkanı yakın dostum eczacı merhum Cemil Çöllü ile CHP il başkanı rahmetli eczacı Mete bey kardeşim,  yine akşamüzeri de gariban bir berberin  cinayetiyle  bir günde üç menfur cinayet. Manisa’da ve ülkemizde ardı arkası kesilmeyen kardeş cinayetlerinin işlendiği yıllar… Tetiği çekenlerin neden, niçin çektikleri bilinmeyen yıllar. Ama birileri biliyordu. O da Amerikan elçisi ile Amerikan elçisinin deyimiyle  ülkemizdeki  Amerika’nın “ Bizim çocukları”  Zaten Amerikan elçileri Vietnam’dan günümüze kadar ayak bastığı yerleri göz önüne getirin.  Amerikan uçağı ve elinde siyah çanta ile dünyanın neresine inmişse orada kan, göz yaşı, yakılan ve yıkılan ocaklar, yetim ve öksüz kalan çocuklarla iffeti lekelenen…. Ve girmek istediği ülkeleri de içinden A-  B diye bölerek birbiriyle inadına dövüştürdüğü günler. İşte bu yıllarda hepside vatansever olan, bıyığı terleyen beş bin gencimizin toprak altına gittiği, okullara idareci bulunamadığı yıllar.

Ben de zamanın konjoktörü gereği Kırkağaç Lisesi Müdürlüğünden alınarak, Osmancalı Ortaokuluna atanmıştım. Evim Manisa’da.  Aldığım maaş yol ( 40km) parasına yetmiyor. Ekmeği dahi bakkaldan borçla alıyorum.

 Bir gün derste iken okul Müdürü beni dersten çağırarak “ Hocam sizi çok acele Vali bey çağırıyor!” diyerek beni apar topar Manisa’ya gönderdi.  Acaba hakkımda yeni bir soruşturma mı var? Korkusuyla Vali Fahrettin Turan’ın odasına girdiğimde, vali bey beni güler yüzle, nezaketle ayakta   “ Hoş geldin  hocam” diyerek karşıladı  ve bana misafirliğin gereği  hemen  çay söyledi. Ve dedi ki “ Hocam seni Manisa Lisesi’ne idareci olarak atıyorum. Hiç korkma devlet  arkanda.” dedi  Soruşturma korkusu yerini  bende, daha büyük bir korkuya yol açtı. Çünkü o yıllar bir sizden, bir de bizden Karadenizli Temel’in kuralının işlediği yıllar. Uzatmayayım büyük bir korku ile vali beyin teklifini kabul ederek Manisa Lisesi’nde göreve başladım. Okul,  Manisa’nın tek lisesi idi.Her gün okulda kan akıyordu.   Okul dağıldığında İbrahim Gökçen Bulvarı ile Avni Gemicioğlu cad. her iki gurup arasında paylaşılmıştı Bir gurup’un başında Süleyman Şen, diğer gurubun başında Semih Balaban. Dolaplar disiplin dosyası ile dolu. Hepsi de adli vakalı dosyalar.   Disiplin kurulu başkanı olarak benden çok acil Semih Balaban ve gurubunun okuldan atmam isteniyordu.. Ben buna karşı çıkarak hiç bir öğrencinin okuma hakkına mani olmayacak şekilde  ve hiç ayrım yapmadan   A  ile B gurubu  öğrencilerinin   disiplin dosyalarında  öğrencilerin her suçuna karşılık  bir gün olmak üzere  beş günü aşmayan kısa süreli  uzaklaştırma cezası vererek tüm dosyaları kapatmıştım. 

Semih Balaban orta halli banka memuru bir baba ile öğretmen annenin oğludur. Kardeşleri Naz ve Nezih ‘de her üçü lisemizin öğrencileridir. Annelerinin izinde ailecik eğitimci bir ailedir.

  Semih Balaban, Balaban kardeşlerin büyüğü olup, müteşebbis bir ruha sahiptir. Cesurdur, dürüsttür, merhametlidir, pürüzsüz bir diksiyona sahip, ikna kabiliyeti yüksek, nezih, nezaketli bir şahsiyettir. Bildiği doğruları her türlü platformda söylemekten asla çekinmez. Bunları nereden biliyorsunuz? Derseniz; 

Manisa ve ilçelerinde kurduğu binlerce değil, on binlerce öğrenciyi üniversiteye hazırlayan Hedef Eğitim Kurumlarının  kurucusu  ve koordinatörü olarak  çalışmalarını  bir eğitimci olarak biliyordu.   Zaman geldi, bizzat ben de Manisa Merkezdeki  Hedef Ortaokulu  ile Hedef  Lisesinde  çalıştığım için  öğrenciliğinin yanında iş hayatında da  daha yakından  tanıma imkanım oldu.

Dürüsttür,  daha önce İzmir özel kolejlerinde de çalıştığım için özel okulları yakından tanıyan biri olarak oralarda personelin özlük hakları konusundaki sıkıntıları,  Hedef Eğitim kurumlarında yaşanmadığını gördüm.

Merhametlidir.  Dershanelerin kapanma sürecinde mağdur olan öğrencilere ilimizdeki diğer dershaneler duyarsız kalırken Semih Balaban dershanelerinin kapasitesini zorlayarak   açıkta kalan öğrencilerin mağduriyetini gidermişti. Şuna da bizzat şahit olmuşumdur ki yönetmelik gereği kontenjanlarının % 10 nu  dar gelirli aile çocuklarına ayrılmalarına rağmen  çoğu dershane bu kontenjanı  eş dost ahbap çocuklarıyla doldururken, Hedef  Eğitim kurumları bu kontenjanı yönetmeliklere uygun olarak  özel bir hassasiyet gösterdiğini de biliyorum

Ayrıca sokak hayvanlarına karşı da çok duyarlıdır.  Sabahın alaca karanlığında sessiz sedasız kimse görmeden çoğu kez sokak hayvanlarını besler, onlara adeta  yetim ve öksüz kalmış  bir çocuk nazarıyla bakar.

İş hayatında çözüm odaklıdır. İletişime ve ekip çalışmasına önem verir. Herkesi dinler, herkesin görüşünü önemser. Farklı görüşe değer verir.  Personelinin konumunu dikkate almadan küçükten büyüğüne hepsine ayrı davranışı sergiler.   Kurumunda herkesi bir değer olarak görür ve aradaki fark ise onun için görev farkıdır.

Semih Balaban’nın rahmetli annesiyle mesai arkadaşı olan ve Semih beyi çocukluğundan beri tanıyan meslektaşım Sayın Bedriye Aksakal Hanımefendiye Semih Balaban ile ilgi görüşleri için münacat ettiğimde: 

 

Semih, çok sevdiğim arkadaşım Seyhan'ın oğlu. Çocukluğundan bu zamana dek yoksulun, yetimin yanında oldu. Babası kitap kurduydu. Siyasi düşüncelerini rahatlıkla söylerdi. Semih de babası gibi. Birde Semih'in eğitimci ve tarihçi oluşu ile halkla içiçe  oldu. Gençliğinde siyasi ortamda yetişti. Atak, cesur o da sözünü esirgemeyen bir kişiliğe sahip. Il başkanı olmasa dahi o toplum için partisinde çalışır. Yaşamında basarılar diliyorum. :  B.Aksakal

 

Sayın Bedriye Aksakal hanımefendinin görüşlerine aynen katılıyorum.  Bilgisi, birikimi ve cesaretiyle Manisa’da geleceği olan bir siyasetçi.  Eğitimci olarak gösterdiği başarıyı, siyasetçi  olarak  siyasette de gösterdiğine inanıyorum.  Her ne kadar aktif siyasetin içinde olmasam da dışarıdan gözlediğim kadarıyla Türk siyasetinde maalesef yanlış bir gelenek var. Nasıl çınarlar gölgesinde ot bitirmiyorsa, Türk siyaset hayatında da gerek parti liderleri, gerekse mahalli siyasetçiler kendilerini gölgeleyecek parlak yıldızların doğmasına fırsat tanımamaktadırlar.  Ama Semih Balaban,  Manisa siyasetinde parlayan bir yıldız olarak kendi partisindeki sönük yıldızların ışığını zamanla gölgede bırakacağına inanıyorum.

 Bu vesile ile dünkü öğrencimiz, bugünkü eğitimci ve siyasetçi Sayın Semih Balaban beye başarı dileklerimi sunuyorum.www.kadirkeskin.net